Yaşadığınız Dünya’yı elinizde tuttuğunuzu düşünün (hedef kitlem biraz geniş de). Tamam, o kadar iri ve kuvvetli olamayabilirsiniz. Düşünüz de mi o kadar kuvvetli değil? Amacımız yaşadığımız yere dışardan bakmak olacak ilk önce. Şimdi, her atlas gördüğümüzde gözümüzün kaydığı ilk yer kendi ülkemiz değil mi? Gözlerimizde “zoom” özelliği olan gözlükler olsun ve bakalım neler olduğuna. Benimkileri sıralıyorum; Bir kadının suya değiyor ayakları evet. Bir adam, pazarcıya “çürük domatesleri paketine doldurdu” diye hesap soruyor. Bir genç kız belediye otobüsüne binmek için bilet almak üzere 50 adam boyluk bir kuyruğa giriyor. Bir delikanlı, Ferrari’sinin standart CD çalarının rengini beğenmediği için kız arkadaşı ile takışıyor. Bir çiftçi az yağıştan yakınırken bir iş adamı hangi ülkeye tatile gideceğine karar vermek için ajanslarla görüşüyor. Madem dünya elimde biraz hükmedeyim o halde. Bütün politikacıları siliyorum. Siyasi sistemler, müdürlükler, fabrikalar olmak üzere aşama sırası gerektiren her kurum, kuruluş artık tarih. Bütün dünya ahalisini tek millet olarak görüp ona göre bir yönetim usulü mü seçmeli? I ıh. Çok karmaşık olur. Yoksa yönetmek için kurallar, amirler koymak yerine kendi hallerine bırakmalı onları? Ama ne yaparlar ki o zaman, o kadar alışmışken hükmedilmeye? Silahları yok et. Ya bıçaklar? Peki ateş? O zaman duyguları yok et. Olmaz. Özgürlüklerini elinden al! Bir kişi bir evde yaşamalı. Tüm olanaklarını kendi sağlayacak şekilde olmalı. Nasıl? Spor bisikletine bağlı pedalla kendi elektriğini üretsin. Bahçesini ekip biçsin. Komşularını görmesin. Sıkılır. Âşık olmak ister. Sonra o donanımı kurmak için adam tutmak lazım. Al sana şirket. Sonra müdür. CEO. Vou vou vou. Kıtalara ayır. Sonra ülkelere. Sonra ülkeye baş seç. Sonra o kendine yardımcılar bulsun. Onun buldukları kendilerine alt bulsun. Sonra o başın bir rakibi olsun ki işler rayına otursun. İş yine eski tas eski hamam usulüne döner ve ben yine gelemem bu işin üstesinden derken karşıma İsviçre çıkar. Her tarafı İsviçre gibi yaparım. Kantonlara ayrılmış, ekonomisi sağlam, kişi başı milli gelirin tavan olduğu, herkesin öteki olduğu bir yer. Ne gecenin bir yarısı e-muhtıra çıkaran var ne demokrasi adı altında dönen dolaplar var. Uf çok sıkıcı. Yine olmadı. Sonuç:Dönme dolaplar oynatsınlar sanal dünyamızda, zevkine doyalım biz çocuk ruhlar!
Esra Mercan /Siyah kahve
Etiketler: Denemeler
Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa
0 yorum Yazın:
Yorum Gönder